Fuat BAŞAR kimdir?
1977 yılında ebru çalışmaların
a başladı. 1980 yılında İstanbul' a yerleşti. Ebru ustası Mustafa DÜZGÜNMAN ile çalışmalarına devam etti. 1989 yılında Ebru icazeti aldı. Bu tarihten itibaren profesyonel olarak hat ve ebru çalışmalarına devam etmektedir.
Hattat, ebru üstadı ve şair olan Fuat BAŞAR 07.03.1953 tarihinde Erzurum' da dünyaya geldi. Erzurum Üniversitesi Tıp Fakültesi' nde okudu.
Öğrencilik yıllarında tanıştığı hat sanatına gönül verdi ve çağın en önemli hattatı Hamit AYTAÇ Bey' den icazet alarak hat eğitimini tamamladı.
Yurt içi ve yurt dışında pek çok koleksiyonda eserleri bulunan sanatçı, yüzlerce öğrenci yetiştirerek hat sanatının sevilmesi ve yaygınlaşması için büyük mücadeleler verdi.
Sanatçı, yurt içi ve yurt dışında 300' ün üzerinde kişisel ve karma sergiye katıldı. Amerika, Almanya, Japonya, Malezya ve diğer birçok ülkede ebru ve hat sanatının tanıtımını yaptı. Türkiye ve dünya çapında birçok hattat ve ebru sanatçısı yetiştirdi. Ebru sanatı konusunda yayınlanmış kitabı ve makaleleri vardır. Yıldız Teknik Üniversitesi' nde "Ebru Fizikokimyası " konusunda çalışmalarda bulundu. Sanat konulu televizyon ve radyo programları hazırladı. Çeşitli sanatsal belgesellerin hazırlanmasında katkıları oldu.
Son devrin en büyük hat ve ebru üstadlarından olan Fuat BAŞAR, Kültür Bakanlığı Süleymaniye Ebru Kursu hocalığını uzun yıllardır devam ettirmektedir. Hat ve ebru sanatı konusunda her yönüyle çalışmalarını sürdürmektedir.
Sayın Mehmet Nuri YARDIM' ın üstadla yaptığı röportajı istifadelerinize sunuyoruz.
Ebru sanatını en iyi şekilde temsil etmenin daimi heyecanı ve milli şuurunu bütün benliğinde hisseden hattat ve ebru üstadı Fuat BAŞAR, yıllar önce hocası Mustafa Düzgünman’ a verdiği sözün ağırlığını hala taşıyor. Bütün dünyası hat ve ebru sanatı olan BAŞAR, yıllardır Küçükayasofya’ daki mütevazi atölyesinde bu sanata gönül verenlere ışık tutuyor.
Hattat, ebru üstadı ve şair Fuat BAŞAR, en çok ebru üstadı olarak tanınıyor. Birçok kişinin bilmediği bir yönü ise gönül adamı oluşu ve dostluğudur. Onunla yıllara dayanan kutlu tanışmada ruh derinliğini, fikir zenginliğini, hayal enginliğini tattım ve bütün boyutlarıyla yaşadım.
Yıllardır Küçükayasofya’ daki mütevazi atölyesinde ebru yapan ve öğrenci yetiştiren sanatkarla Küçükayasofya
Külliyesi’ nin kahvehanesinde çaylarımızı yudumlarken ebru sanatına güzel bir yolculuk yapıyoruz.
Ebru üstadı, yıllar önce hocası Mustafa Düzgünman’ a verdiği sözün ağırlığını hala taşıyor. Bütün dünyası ebru olan BAŞAR, ilk oğluna hat hocasının adı olan Hamit AYTAÇ’ ın ismini, ikinci oğluna ise ebru hocası Uğur DERMAN’ ın ilk adı olan Mustafa ismini vermiş. Kız çocuğu ise “Ebru” adını taşıyor. Fuat Hoca ile röportajımız, talebelerinin ve dostlarının gelmesiyle bir sohbet meclisi şeklinde devam etti. Hoca' dan ve talebelerinin yanından ayrılırken Türk İslam sanatının en güzellerinden birinin gerçekten emin ellerde olmasının huzurunu yaşıyorduk.
- Ebru ile tanışmanızın macerasını anlatır mısınız?
-Ebru sanatıyla tanışmamda Uğur Derman Hoca’ nın etkisi vardır. Beni bu sanata, onun kitabı sürükledi. 1970’ li yıllarda Akbank Yayınları Uğur Hoca' nın “Ebru” adlı kitabını yayınlamıştı. Bu eserin, ebru sanatının tanınmasında ve yaygınlaşmasında çok faydası olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, benim gibi bugün ebru ile uğraşan birçok kişiyi de teşvik eden ilk eserdir.
-İlk ebru çalışmanızı bu kitapla mı yaptınız?
-İlk ebru denememi 23 yaşındayken yaptım. Fakültede okuyorum. Ebru öğretenim yok. Kendi başıma öğreniyorum. Dağlardan titreyi topluyorum, gidip gevenleri kesiyorum. Ahbapların çalıştığı et kombinasına gidip sığır ödü alıyorum. Eve getiriyorum, eziyorum. İşin tekniği kitaplarda yazmıyor, ben de bilmiyorum. Kelin başı, körün tacı çalışıyorum. Bazen tesadüfen tuttuğu oluyor ben de sevinçten göklere uçuyorum. Tabi evde yerim yok. Halının üstünde çalışıyorum. Fırça bağlamayı bilmediğim için uzun bağlıyorum ve tekne yerine halıyı boyuyorum farkında değilim. Annem ikide bir beni dışarı atıyor. Uğur Hoca' nın konferanslarından ve yazalarından oluşan “Ebru” kitabı resimli olarak çıkınca hemen aldım. Kitap üniversite postanesine geldi. Üniversite şehrin dışında ve yürüyerek eve dönüyorum. Yolda kitabı bitirdiğimde içime bir ateş düşmüştü.
-Uğur Hoca' nın kitabında sizi en çok etkileyen neydi?
- Uğur Hoca kitabında, milli ve manevi değerlerimize çok bağlı olan Oktay SİNANOĞLU ile Mustafa DÜZGÜNMAN’ ı ziyarete gittiğini, ebru teknesinde çok heyecanlandıklarını ve Oktay Bey' in: "Bu fizik kimya hadisesidir. Benim sahamdır. Bunu bir ele almak icap eder" dediğini anlatıyordu. Yani, insanın başına bir aşk düşünce, ilerideki hayatında başına neler geleceği o aşkında gizli. İbretli bir hadisedir. Bir gün kendi kendime, “Oktay SİNANOĞLU Hoca' yla nasip olsa da bu sanat üzerinde çalışsak” dedim. 1980 yılına kadar Erzurum’ da yaşadım. Tek başıma ebru çalışıyorum ama malzeme sıkıntısı çekiyorum. İnsanlar ebru sanatının malzemelerinin ismini bile bilmiyor. O yıllarda yalnız, Mustafa DÜZGÜNMAN Hoca var. Ancak insanlar ebruyu hafife aldığı için kimseye ders vermiyor. Kendisi, Kalem Güzeli' ndeki fotoğrafları da çeken isim. İyi bir fotoğraf ustası ve çok yönlü bir sanatkâr.
-Mustafa DÜZGÜNMAN ile nasıl tanıştınız?
-1970’ li yıllarda Mustafa DÜZGÜNMAN Hoca' nın adını Uğur Hoca' nın “Ebru” adlı kitabıyla duydum. O yıllarda ben Erzurum’ dayım, Mustafa Hoca İstanbul’ da. Yazı örneklerimi kendisine göndermek istiyorum ama adresini bilmiyorum. Uğur Hoca' dan istedim ancak bana: “DÜZGÜNMAN ebru yapar ama posta işiyle uğraşmaz” diye bir haber gönderdi. İstanbul’ daki arkadaşlarımdan hocanın yaptığı bir ebruyu istedim. Mustafa Hoca' nın bir ebrusunu sabaha kadar seyrettiğimi hatırlarım. 1980’ de İstanbul’a geldim. Aynı yıl hattat Hamid AYTAÇ’ tan icazet almak nasip oldu. Ayrıca, Mustafa Hoca' dan da ders almaya başladım. Hoca, sorularımıza teferruatla cevap vermez, üstün körü geçer, bizim kavrayışımıza bırakırdı. Onunla epey bir zaman devam ettik. Hoca da bu sanatı öğrenmek istediğimize ikna oldu. Onun en büyük korkusu sanatın bozulma tehlikesiydi. “Birkaç kişiye ebru öğrettim ama, bunlar atadan babadan gördüğümüz sanatı bozarlar, Avrupa’nın etkisinde kalırlar, milli sanatımız yozlaşır, dejenere ederler” diye endişe ederdi.
-Mustafa DÜZGÜNMAN’ la yaşadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
-Alparslan BABAOĞLU ile hocaya yaptığımız çalışmaları götürüp gösteriyoruz. Ali TOY da bizimle geliyor. Hoca, tenkitlerini eder, tavsiyelerde bulunurdu. Birgün yine hocaya gittik. Ebruları, önce eşine gösterdi. “Hanım baksın, benim ekspertörüm odur. O beğendikten sonra sıkıysa ben beğenmeyeyim” derdi. Hoca' nın eşi, Alparslan’ ın ve benim ebrularıma baktı: “Ayol Mustafa, bu çocuklar seni geçmişler” dedi. Çok utandık, kıpkırmızı olduk. Alparslan bana bakıyor, ben ona bakıyorum. Hoca, elinde antika 99’ luk bir tesbih, sabırla çekiyor. Bir ara diklenerek: “Hanım, hanım, bana bak. Ben 50 yıllık ebrucuyum. 50 yılda iki eser verdim. O iki eser de bu çocuklar, artık ölsem de gözüm arkada kalmayacak” dedi. Hocanın o sözü bize bir ömür boyu moral kaynağı oldu. Hocaya sözümüz var, nasıl aldıysak öyle götüreceğiz.
-27 yıldır ebru sanatıyla uğraşıyorsunuz. Aynı zamanda bir şairsiniz. Bir şiirinizdeki: “Niyete bak, gayrete bak, ille akıbete bak” mısraları hayatınızın belli devrelerini anlatıyor gibi…
-Ebru sanatının içine önce meraklı, sonra öğrenci, daha sonra da hoca olarak girdim. Hayatımı üç önemli devreye ayırıyorum. Tıp tahsili yapmak istemiştim. Bunu “gayret” devri olarak tarif ediyorum. Ancak, daha sonra atom fiziğine merak sardım. Bu ilgimi de “niyet” olarak isimlendiriyorum. Ebru ve hat gibi milli sanatlarımızla uğraşmamın ise kaderin bir cilvesi ve akıbeti olduğunu düşünüyorum.
-Size göre, geleneksel sanatlara yeterli ilgi gösteriliyor mu?
-Geleneksel sanatların geleceğinden çok umutluyum. Televizyon kanallarında, gazetelerde ve dergilerde ebru sanatıyla ilgili yazılanların bu sanatı geniş kesimlere ulaştırdığını düşünüyorum. Ancak, ebru, yine de bir hocadan ders alarak öğrenilir. Ebru meraklıları mutlaka çevrelerinde bulunan bir hocadan istifade etmeli ve bu sanatı tekne başında öğrenmeli. Diğer bütün sanatlar gibi ebru da usta-çırak münasebeti ile gelişebilir ve yükselebilir.
Hattat & Ebru Üstadı Fuat BAŞAR' ın ulaşım bilgileri:
Küçük Ayasofya Cad. No: 86/1
Sultan Ahmet / İSTANBUL
Tel: +90.212 517 91 23
Gsm: +90. 542 587 35 72
Hattat & Ebru Üstadı Fuat BAŞAR' ın "Ebru Tekniği "
videosunu izlemek için lütfen tıklayın.
|